GünübirliÄŸine seni benden ayıran İstanbul’a incisi diyorlar dünyanın.
Seni benden ayıran İstanbul, olsa olsa incisi olur gerdanının.
Aşkla, özgürlük halef seleftir; tıpkı güneşle ay gibi:
Tek tek ikisi de güzel olduğu halde, birarada var olmazlar
Biri doÄŸdu mu diÄŸeri silikleÅŸir.
AÅŸk boyun eÄŸip kalmaksa,
Özgürlük alıp başını gitmektir.
Ya gönüllü itaat,
Ya nihayetsiz seyahat…
Seyahati seçerseniz aşk şapkasını alıp gidecek.
AÅŸk’a düşerseniz, özgürlüğe yolculuk bitecek.
Çünkü nasıl özgürlük aşkın zeminiyse, aşkda özgürlüğün finalidir
Tam göğsünün ortasında bir yerin acıyacak…
Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar olduÄŸunu fark edeceksin…
SokaÄŸa fırlayacaksın…Sokaklar da dar gelecek…
Tıpkı vücudunun yüreÄŸine dar geldiÄŸi gibi…
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü…
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek,
bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin
Birileri sana bir ÅŸeyler anlatacak durmadan..
“Önemli olan saÄŸlık.” “YaÅŸamak güzel.”
“BoÅŸ ver, her ÅŸey unutulur.”
Sen hiçbirini duymayacaksın…
Göz yaÅŸlarından etrafı göremez hale geleceksin…
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek,
az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin…
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin…
“Ölüme çare bulundu” ya da “Yarın kıyamet kopacakmış”
deseler başını kaldırıp Ne dedin?” diye sormayacaksın…
Yalnız kalmak isteyeceksin.
Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak…
İkisi de yetmeyecek… GeçmiÅŸi düşüneceksin…
Neredeyse dakika dakika….Ama kötüleri atla¤¤¤¤¤…
Onunla geçtiÄŸin yerlerden geçmek isteyeceksin…
GittiÄŸin yerlere gitmek… Bu sana hiç iyi gelmeyecek…
Ama bile bile yapacaksın…
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,
kaçacaksın…
Aslında kurtulmak istediÄŸin halde, o acıyı yaÅŸamak için direneceksin…
Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin.
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin…
Herkesi ona benzetip…Kimseyi onun yerine koyamayacaksın…
Hiçbir ÅŸey oyalamayacak seni…İlaçlara sığınacaksın…
Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan.
Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren….
Bütün ÅŸarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek…
BoÄŸazın düğümlenecek,dinleyemeyeceksin…
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak… Sabahı iple çekeceksin…
Bazen de “Hiç güneÅŸ doÄŸmasa” diyeceksin…
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler…
Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin….
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne
çıkana sarılmak isteyeceksin Nafile…
Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek…
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediÄŸin…
Her sıçra¤¤¤¤¤ uyandığında onun adını söylediÄŸini fark edeceksin…
Telefonun çalmasını bekleyeceksin… Aramayacağını bile bile…
Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek.
Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla.
YüreÄŸin burkulacak…Canın yanacak…Bir daha
sevmemeye yemin edeceksin…
Hayata dair hiçbir ÅŸey yapmak gelmeyecek içinden…
Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuÅŸacaksın…
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için
kendinden nefret edeceksin…
Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin..
Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek.
Ama bir umut…Onunla bir gün bir yerde karşılaÅŸma umudu.
Bu umut seni gitmekten alıkoyacak… Gel gitler içinde yaÅŸayacaksın
Buna yaÅŸamak denirse… Razı mısın bütün bunlara.
Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye.
Devamlı mutlu olmak için partnerınızle el ele verınız:)
Recent Comments